"Kriz Diyene Aldanmayın, Türkiye'de Kapitalizm Zaten İşsizlik Üretiyor"

Prof. Dr. Ercan'a göre krizi bahane eden sermaye çevresi ve hükümet, kapitalizmin krizini topluma yüklüyor, hükümet sermayenin isteklerini hayata geçiriyor. "Kriz olmasaydı da işsizlik artacaktı. Kapitalizm artık işyerinde değil, hayatın her alanında vuruyor. Çoğulcu, bütüncül sosyal haklar mücadelesi gerek."

İstanbul - BİA Haber Merkezi
16 Şubat 2009, Pazartesi

Prof. Dr. Fuat Ercan, ekonomik krizin işsizliği artırıcı etkisinin bizi yanıltmaması gerektiği kanısında:

"Türkiye'deki kapitalizmin bulunduğu evre, zaten işsizlik üretiyordu. Krizden önce işsizlik resmi rakamlara göre 2,4 milyon, diğer hesaplamalara göre 4,6 milyon kişi civarındaydı. Krizin etkisi var, ama işsizliğin krize havale edilmesine izin vermemeliyiz. Son yılların işsizliği tarımdan, nüfus artışından değil, kapitalizmin yapısından. İthal teknoloji üzerinden üretim gerçekleştiren, görece artık değerin, birikimin arttığı yerde, kapitalizm işsizlik üretir."

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, krizin 46 milyon yeni yoksul ürettiğini söyleyip "Müdahale edilmezse, bu bir insanlık krizine de dönüşebilir" dedi. Üç emek örgütü konfederasyonuysa, yaklaşık 40 bin kişinin bir araya geldiği dünkü (15 Şubat) eylemde "Krizin bedelini biz ödemeyeceğiz" dedi. İstatistik Kurumu, Kasım 2008 verilerine göre 645 bin kişinin daha işsiz olduğunu açıkladı; ancak iktisatçı Mustafa Sönmez gerçek işsizlik oranının bunun yaklaşık iki katı olduğunu söylüyor. Meclis'te bu hafta, hükümetin "kısa çalışma ödeneği"nin süresini ve miktarını artıran yasa değişikliği görüşülüyor.

Ercan'a göreyse, krizde sermayenin ve hükümetin tutumu şöyle özetlenebilir.

Hükümet sermayenin anlık taleplerini karşılıyor, sermayeye yetmiyor: Uluslararası sermaye "Türkiye'ye yatırım devam edecek, işgücü ucuz, ama vergiler yüksek" diyor. Bakan Mehmet Şimşek de "Bütçe olanaklarını hazırladığımızda vergi düşecek" diyor. Kriz dönemi işaret edilerek devlet, sermayenin tüm taleplerini yerine getiriyor. Bu, "delik deşik olmuş devlet". Tuzla'da işçi öldüğünde, bakan "Kriz var, pazar günü de çalışılmalı" diyor. Başbakan'ın krize karşı açıkladığı ilk önlem, esnek ücret politikası oluyor. Ama işveren sendikası TİSK daha fazlasını istiyor, hükümeti eleştiriyor.

İşsizlik ödeneğine odaklanmak yanlış: Kısa çalışma ödeneğinin artırılması, işsizlik ödeneğinin, yani kamu kaynaklarının özel sermayeye aktarılması demek. Ekonomik Sosyal Konsey'e katılan sendikalar bunu kabul ediyor. Oysa bu, devletin zarar eden bankayı kamulaştırması, evlere buzdolabı dağıtması gibi. Kamusal kaynakların sermaye için nasıl kullanılacağına dair, uzlaşmacı dil oluşuyor.

Kapitalizm her yerde vuruyor: Kapitalizm bizi sadece işyerinde, üretim alanında değil, her yerde, eğitimde, sağlıkta, yolda vuruyor. Bir tarafta sürekli tüketenler, bir tarafta tüketemeyip sürekli üretenler var. Kriz elde edilmiş hakları buduyor, bunu bahane eden sermaye, yeni kazanımlar için hükümeti daha çok sıkıştıracak.

En çok profesyoneller etkilenecek: Bir zamanlar avantajlı olan örgütsüz doktorlar, mühendisler, öğretim elemanları, beyaz yakalılar, şimdi kapitalizmin en hızlı değersizleştirdikleri.

Bütüncül sosyal haklar mücadelesi

Ercan'ın bu dönemde emekten yana mücadele için önerisi, çoğulluğunu koruyan, bütüncül bir sosyal haklar mücadelesi. "Ortak platformlarda, emek örgütleri, hak örgütleri, politik oluşumlar hiyerarşi kurmadan bir araya gelebilir. Örneğin kadın örgütleri su mücadelesinde yer alabilir, kesişen alanda mücadelelerini yürütebilir. Böyle bir ortamda kimse de onlara 'Neden kadın sorununu öne çıkarıyorsun' dememeli." Ercan, bu tür örgütlenmelerin kriz sonrası için de hazırlık olacağı kanısında.

"Emekçiler sendikaları dönüştürebilir"

Ercan'a göre, bu dönem emekçilerin kendi örgütlerini dönüştürmesine de olanak sağlıyor. "Bugün zarar gören sendika üyesi işçiler, sendikalarının yapısını dönüştürme ihtiyacı duyacak mı, önemli olan bu. İşçiler, kendilerini temsil eden yapıya sahip çıkabilir, işe yaramadığını düşündükleri yapıları değiştirebilirler." (TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN