20 Kasım Perşembe, Son güncelleme 18.11

Tarım ve Lee Kyung-Hae

ABDnin mısıra yaptığı sübvansiyon Meksikanın toplam tarım bütçesinin on katı. Uluslararası tarım şirketlerine yapılan sübvansiyonlar küçük çiftçiliği yok ediyor. Koreli çiftçi Lee, 2003te tiksindirici bir küreselleşme insan soyunu tüketecek diyordu.

BİA Haber Merkezi - Cancun

15 Eylül 2003, Pazartesi

Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) en sorunlu tartışma konusu tarım ürünlerinin uluslararası ticareti. Çoğu üçüncü dünya ülkesi zengin ülkelerin tarımda sağladığı sübvansiyonları konuşuyor.

DT֒nün bu seferki toplantılarının Meksika’da olmasından ve Meksika’nın dokuz yıllık Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşmasındaki (NAFTA) geçmişinden olsa gerek sübvansiyon konusu açılınca ilk örnek mısır oluyor.

Meksika’da yüzyıllardır köylüsünden şehirlisine tüm kesimler tahıl cinsinden en fazla mısır tüketiyor. On yıl öncesine kadar, bu mısırın çoğunu Meksikalı çiftçiler buradaki tarlalarda üretiyorlardı. Oysa şimdi durum tam tersine dönmüş durumda.

Çiftçiliği yok eden sübvansiyon

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) mısır üretimine verilen sübvansiyonları mısırın pazar fiyatını üretim masraflarının altına çekmiş durumda, 1994’ten itibaren Meksika’da mısırın fiyatı ABD kaynaklı “damping” sayesinde yüzde 70 düştü.

Britanya sivil toplum örgütü Oxfam’ın raporuna göre; ABD en fazla sübvansiyonu mısır sektörüne sağlıyor; 2000’de bu sübvansiyon 10.1 milyar dolar idi.

Bu rakam Meksika’nın toplam tarım bütçesinin tam on katı. Amerikan çiftçisinin suçu nedir diye soracaksınız; madem böyle bir kaynak var, hükümet tabii ki yardım edecek değil mi?

Burada gözden kaçan nokta sübvansiyonların neredeyse hepsinin küçük çiftçilere değil de uluslararası tarım şirketlerine veriliyor olması. Bu sübvansiyonlar sadece Meksika çiftçiliğini değil ABD’deki küçük çiftlikleri de yok ediyor.

İçerisinde Hindistan, Brezilya ve Pakistan gibi ülkelerin de bulunduğu ve dünyadaki çiftçilerin yüzde 63’ünü yöneten hükümetleri temsil eden G-21 grubu ABD ve Avrupa Birliği ile acı bir çekişmeye girmiş vaziyette.

Tarım Sübvansiyonları karşısında bir birlik oluşturan G-21 gurubunun bazı üyeleri (Kosta Rika, El Salvador ve Guatemala) ABD tarafından satın alınmaya çalışıldı bile.

Serbest ticaret virüsü

Dünya Ticaret Örgütünde söz sahibi olan Kuzey Amerika ve Avrupalı ülkelerin dünyaya yaymaya çalıştıkları ve şu ana kadar oldukça başarılı oldukları serbest ticaret virüsü sadece Meksika’yı etkilemekle kalmadı ve kıtalar arası bir salgına dönüştü.

Güney Koreli çiftçiler de bu hastalıktan en fazla etkilenmişlerin arasında yer alıyor. İşte bu nedenle Dünya Ticaret Örgütünün toplantılarının ilk gününde Koreli pirinç çiftçisi canına kıydı.

2003’te Cenevre’de

Lee’nin hikayesi inanılmaz derecede acı. 56 yaşındaki üç kız çocuğu babası Lee Kyung-Hae’nin DT֒ne karşı mücadelesini uzun zamandır sürüyor. Kore’deki İleri Çiftçiler federasyonu’nun da başkanlığını yapmış olan Lee mücadelesini dünyanın dört bir köşesine taşımış.

Sadece Avrupa ve ABD’deki çiftçi yoldaşlarını ziyaret etmekle kalmayıp Şubat 2003’de Cenevre’de DTÖ merkezinin karşısına tek başına bir çadır kurup açlık grevine başlamış.

Açlık grevine başladığında yayımladığı bildiride Lee şöyle diyor: “Bütün yurttaşları uyarıyorum! Kontrol edilemeyen bazı uluslararası şirketlerin ve birkaç DTÖ üyesi sayesinde insanlık dışı, çevreyi aşağılayan ve çiftleri öldüren, tiksindirici bir küreselleşme insan soyunun tükenmesine yol açacaktır. Bu durum bir an önce durdurulmazsa neo-liberalizmin hatalı mantığı küresel tarımın çeşitliliğini yok edecek ve tüm insanlara korkunç bir son armağan edecektir.”

Bu cümlesi ile adeta kendi geleceğine ışık tutan Lee’nin korkunç sonu 10 Eylül Salı günü geldi.

10 Eylül: Korelinin öfke günü

Perşembe günü öğrencilerin nispeten sakin gösterisinin ardından sıra uluslararası en büyük çiftçi örgütü La Via Campesina’nın (Çiftçi Platformu) düzenlediği Çiftçi Forumunun sona ermesiyle çiftçi eylemine gelmişti.

Gösteri başlamadan yaklaşık bir saat önce çiftçiler Cancun’daki toplantıların adresi olan Otel Bölgesinin girişine kurulan 3 metrelik demir barikatları aşacaklarını açıkladılar.

Böylece, önceki günün sakinliği nedeniyle düş kırıklığına uğrayan Meksikalı öğrenciler, uluslararası katılımcılar ve her kıtadan gelen anarşistler de kollarını sıvadılar.

Binlerce kişi haykırırken

İki saatlik yürüyüşün ardından barikatlara gelindiğinde 7 bin kişilik gurup bir anlığına duraksadı.

Oysa, 180 kişilik delegasyonları ve sırtında “DT֒ye Hayır” yazan bej yelekleri ile Koreli militanlar hiç nefes almadan yanlarında getirdikleri tahtadan yapılmış büyük bir mezar heykeli ile barikatı zorluyorlardı.

Bu noktada Lee Kyung-Hae barikata tırmanıp orada bulunan herkesi taşıdığı pankarttaki slogana eşlik etmeye davet etti. Binlerce kişinin Lee’nin liderliğinde “DTÖ Çiftçileri öldürüyor” diye haykırmasından bir iki dakika geçmişti ki Lee barikatın tepesinde ayağa kalktı, vücudunu polise ve gazetecilerin üzerinde durduğu kamyonete doğru dönüp elindeki bıçağı kalbine iki kez sapladı.

Kongre merkezine ulaşmak

Kendi hayatını sona erdiren bu inanılmaz eylemden sonra kitleyi durdurmak imkansızdı. Barikat ateşe verildi, Koreli militanlarla Meksikalı öğrenciler barikatın yüz metrelik kısmını tanınmaz hale getirdiler.

Yaklaşık iki saat süren çatışmanın ardından barikatların arkasında duran binlerce polisi geriletemeyeceklerini, geriletseler de çatışmayı toplantıların sürdüğü, 9 km uzaktaki Kongre Merkezine taşıyamayacaklarını anlayan eylemciler DT֒nün korumasını üslenmiş Meksika polisine ikinci bir raunt için söz verip geri çekilme kararı aldı.

Kuşkusuz güne damgasını vuran Lee’nin eylemi ve militanlarının azmiyle Koreli delegasyon oldu. Gösteriden sonraki bir toplantıda Koreli bir eylemci insanlara şu soruyu yöneltti: “Buraya protesto etmeye mi geldiniz? Yoksa Savaşmaya mı?”

Lee’nin hayatini anma törenleri sabahın erken saatlerine kadar devam etti.

11 Eylül: Masalarda mısırlar

Lee Kyung-Hae’nin DT֒nün çiftliği üzerindeki etkisinden dolayı canına kıymasının haberi toplantılara bomba gibi düştü. DTÖ basın bürosu hayli soğuk bir tonda, Lee’nin “kendi açtığı bir yaradan” dolayı öldüğünü bildirmesine rağmen, herkes bu yarayı DT֒nün açtığını anladı.

Gün boyu konferans salonunda sivil toplum kuruluşlarının (STK) öncülüğünde bazı gösteriler yapıldı.

ABD Ticaret delegelerinin basın toplantısında, önce Greenpeace ayağa kalkıp Meksika mısırının sonunun yaklaştığına dair bir yazı eşliğinde iki ABD delegesinin oturduğu masanın üzerine torbalar dolusu mısır tanesi boşalttı.

Afallayan delegeler ellerinin tersi ile mısır tanelerini bir kenara itmekten başka bir şey yapamadılar.

Daha sonra, ellerinde “DTÖ Çiftçileri Öldürüyor” yazılı pankartlar bulunan genç bir kadın ile erkek basın toplantısını yeniden böldü.

Öğleden sonra konferans salonunda Lee’nin anısına düzenlenen tören toplantıların birkaç saat içerisinde üçüncü kez sabote edilmesine yol açtı.

12 Eylül: Cancun’un coğrafyası

DT֒nün bu 5. buluşmasının başlamasından haftalar öncesi planlanmaya başlanan ve kod adı “Top Sahası” olan eylem aslında 9 Eylül günü içindi.

Ama öğrenciler ile birlik olunması açısından eylem bugüne ertelendi. Bu eylemin zorluğunu kavrayabilmek için Cancun’un coğrafyasını birazcık anlatmak gerekiyor.

Aslında Cancun iki farklı bölgeden oluşuyor. Bu bölgelerin ilki şehir merkezinin çevresindeki gecekondu mahalleleri. Ne elektrik ne de akan suları olan bu derme çatma evlerde oturanlar şehrin en zengin kısmı Otel Bölgesi’nde çalışan Meksikalılar.

Otel adası

Otel bölgesi aslında daha çok bir Otel Adası. Bir kaç yüz metre eni olan ve yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda olan Otel Bölgesine ana karadan biri kuzeyde, biri ise güneyde olmak üzere sadece iki farklı köprüden ulaşılıyor.

Adanın sadece bir caddesi var; caddenin bir tarafında bir göl diğer tarafında ise 80 kadar devasa otel bulunuyor. Binlerce öfkeli küreselleşme karşıtının gösterilerinin olacağı bir toplantı için kontrolü çok kolay, ideal bir mekan.

Bu tek caddenin üzerinde bulunan kongre sarayına ulaşmak için ne taraftan gelirseniz gelin yaklaşık 6 polis barikatından geçmek gerekiyor ve hemen hemen her geçişte eşyalar aranıyor, kimlikler kontrol ediliyor.

İşgal trafiği durdurdu

Yine de, gün boyunca 100 kadar küreselleşme karşıtı Otel Bölgesine sızmayı başardı ve saat tam 6 buçuğu gösterdiğinde Kongre Salonu’nun önündeki caddeyi işgal edip trafiğe kapattı.

20 bin polisin koruduğu bu kalenin işgali herkesi hayrete düşürdü ve Otel Bölgesinin kalbi en işlek gecesinde krize girdi. (AT/NM)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.