Last Modified 08-01-2009 00.18

Polisin Vurduğu Tursun'un Arkadaşları: Ne Dur İhtarı Vardı Ne de Barikat

Tursun'un arkadaşları Ökçelik "Sadece selektör vardı. Uyarı olmadı"; Doğan "Barikat yoktu" diyor. Baba Tursun: Yetkililer polislerin en az cezayı alması için çabalıyor.

BİA Haber Merkezi - İzmir

27-11-2007

İzmir'de polisin ateş etmesiyle ağır komaya giren Baran Tursun'un aracında bulunan arkadaşları Emre Ökçelik ve Atilla Doğan, kendilerine siren veya megafonla uyarı yapılmadığını, önlerine barikat kurulmadığını sadece tek el ateş edildiğini söylüyor.

Emniyet yetkilileri, olayın duyulmasının ardından Tursun'un dur ihtarına uymadığını, barikatı geçtiğini, bunun üzerine "uyarı ateşi" açıldığını duyurmuştu.

Ökçelik: Uyarı olmadı

Demokraty Radyo'ya göre Ökçelik Tursun'un yeni kurduğu şirketle ilgili kutlamadan dönerken, polisin herhangi bir siren çalmadan arkadan selektör yaktığını ve durmaya çalışırken Baran Tursun'un ensesinden vurulduğunu gördüğünü söyledi.

"Sadece arkamızdan bir selektör yakıldığını gördük. Herhangi bir anons ya da siren sesi yoktu. Sonra bir silah sesi duydum. Durmasını söylemek için Baran'a döndüğümde, O'nun vurulduğunu gördüm. Ve üzerime düştü. Sonra da direksiyon hakimiyeti kaybolduğu için bir araç bir yere çarparak durdu."

Doğan: Barikat yoktu

Radikal'in haberine göre Tursun'un cipteki diğer arkadaşı Doğan da, her şeyin çok kısa bir süre içinde olduğuna dikkat çekerek, "Yolda önümüze barikat kurulmadı. Barikat kurulsaydı biz dururduk zaten. Barikat kesinlikle yoktu. En son gördüğümüz polis, bize ateş açan polisti. Uyarı olmadı, megafonla seslenen kimse de olmadı. Bize ateş eden polisin ekip aracının tepe lambası bile yanmıyordu. Olaydan sonra ekip otosuyla karakola götürüldük" diye konuştu.

Diyarbakır'dan göç

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği doktorları, Tursun'un "en ileri derecede koma halinde" olduğunu, anestezi yoğun bakım ünitesinde cihaza bağlı olarak yaşatıldığını açıkladı. Baran Tursun'un babası Mehmet, annesi Berrin, ablası Şelale ve kardeşi Berfin Tursun hastane bahçesinde bekliyorlar. Mehmet Tursun, "Kalbi durana kadar ümidimizi kesmeyeceğiz" dedi.

1992'de memleketi Diyarbakır'dan "çocuklarının başta terör olmak üzere herhangi bir olumsuzluğa karışmamaları için" İzmir'e taşındığını anlatan Tursun "Ben pırıl pırıl bir çocuk yetiştirdim. Her şeye karşı korudum ve eğittim. Ama, polisin kurşununa karşı nasıl bir tedbir alınacağını düşünemedim ve çocuğuma anlatamadım" dedi.

"En az ceza için uğraşıyorlar"

İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin, polislerin en alt düzeyde ceza alması için adliyede girişimlerde bulunduğu yönünde bilgi aldığını söyleyen Mehmet Tursun, "Böyle yapmasınlar, bizi kucaklasınlar, vatandaşı kucaklasınlar” dedi. "Ben onların çocuklarına kurşun sıksaydım, bana verecekleri cezanın aynısı da o polislere vermeliler. İki üç ay sonra polislerin serbest bırakılmasını istemiyoruz. Böyle bir şeyi kabul etmeyiz."

"İhale belgeleri bagajdaydı"

Baba Tursun "Ölmüş durumdaki çocuğumun kucağına, ihale dosyalarını koyan kişiyi bulmak çok mu zordur. Çok zorsa, bir vatandaş olarak ben gelip sana nasıl bulunacağını göstereyim. Orada görev yapan polisler belli değil mi?" diye de sordu. (TK)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.