Last Modified 08-01-2009 00.03

"Polis Dur Dese de Ateş Edip Öldüremez"

Avukat Koç "Kaçan aracın durdurulması, sahibine ulaşılması hiç zor değil. Ateş etmek gerekmez. Polisin ne olursa olsun ateş edip öldürme yetkisi yok" diyor.

BİA Haber Merkezi - İzmir

28-11-2007

Avukat Ali Koç, İzmir'de Baran Tursun'un ileri derecede komaya girmesine neden olayı analiz ederken, çok basit yöntemlerle Tursun'un zarar görmeden durdurulabileceğine dikkat çekiyor, "Polis ne olursa olsun yaşam hakkını ihlal edecek şekilde kuvvet ve silah kullanamaz" diyor.

"Kuvvet ve silah sadece etkisiz hale getirmek için kullanılabilir"

Koç, polisin silah kullanabilmesi için şu koşulların gerçekleşmiş olması gerektiğini söylüyor:

  • Polisin elinden kaçıyor olması
  • Yakalama kararı olması
  • Polise mukavemet durumu

"Polis ancak kuvvet kullanmakla savuşturulamayacak durumlarda ateşli silah kullanılabilir" diyen Koç "dur ihtarı"na uymama halinde yapılması gerekenleri de şöyle özetliyor:

"Şüpheli kişinin ihtara uymaması durumunda önce uyarı ateşi açılması gerekiyor. Sonuç vermez ve kaçmaya devam ederse, öldürücü değil, etkisiz hale getirecek, yakalanmasını sağlayacak şekilde ateş edilebilir. Bu, yaşam hakkının ihlali niteliğinde yorumlanamaz. Öldürecek şekilde ateş edilemez."

"Aracı durdurmak, sahibine ulaşmak hiç zor değil"

Koç "Araçla kaçılması durumunda nasıl yakalanacağına dair dünyada çeşitli örnekler var" diyor.

"Bir aracın, kentin her tarafına yayılmış devriye ekipleri olduğu düşünüldüğünde, bir noktadan kaçsa diğerinde yakalanacağı muhakkak. Kaçışını sonsuza kadar sürdürmesi ya da kurtulması mümkün değil.

"Kişi hakkında sadece kaçması dışında, suç işlediğine ilişkin başka bir kanıt yoksa, araç plakası üzerinden aracın kime ait olduğu saptanıp o anda kullanan kişiye ya da sahibine ulaşılabilir. Artık bütün kayıtlar elektronik ortamda. Bir bilgisayar ya da telsiz sorgulamasıyla sahibinin kim olduğu, iletişim bilgileri bulunabilir. Brikat kurmaktan daha çabuk şekilde o kişiye dair suç isnadının olup olmadığını öğrenmek mümkün."

Koç "Şüphenin sadece gözleme dayalı olarak kabul edilmesi mümkün değil. Bu hukuk dışı" diye ekliyor.

PVSK değişikliği polise "takdir" verse de yaşam hakkı ihlal edilemez

Haziranda yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyet Yasası (PVSK) değişikliğinde, kuvvet veya ateşli silah kullanımında polise "kişisel deneyimi ve takdiriyle karar verme" olanağının getirilmesinin bu tür durumlarda cezasızlığa neden olabileceğine de dikkat çekiyor.

"Burada yargı denetimine, kamu denetimine açık objektif bir kriter yok. Yasa maddesi böyle olunca, teorik olarak kanunun koyduğu sınırları aşan memur, yargılanırken 'Kişisel takdirim bu yönde, şüphelendim' diyebilir. Zaten yasanın 'kendi kişisel deneyimiyle hareket eder' ifadesine sığınmak için bu değişiklik yapıldı."

Ama yaşam hakkı her şeyin üzerinde: "Anayasa'da yaşam hakkının sınırlandırılmasıyla ilgili hükümler çok açık. Bunlar arasında kamu güvenliği, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi gibi hükümler yok. Dolayısıyla polis sadece kişiyi etkisiz hale getirecek şekilde silah ya da kuvvet kullanabilir." (TK)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.