
Last Modified 07-01-2009 21.41
News Tags
Related Bianet News
News
Doç. Dr. Tosun AKP'nin yüzde 40'lık tabanını korurken kendi varsılını yaratmayı sürdüreceğini öngörüyor. Bunun için diğer sermaye gruplarıyla uzlaşmak, siyasi aktörlere tahammül etmek zorunda. "AKP'ye karşı mücadele somut politikalarla gerçekleştirilmeli."
BİA Haber Merkezi - İzmir
31-07-2008
Doç. Dr. Tanju Tosun, Anayasa Mahkemesi'nin AKP'ye kapatma davasındaki kararıyla ilgili "Bu karara 'Anayasa Mahkemesi siyasi partilerin kapatılmasına karşı; dolayısıyla sistemi demokratikleştirici, normalleştirici bir işlev üstlenmiştir' diye bakmamak gerek" diyor.
bianet'in görüşünü aldığı Tosun'a göre AKP'nin kapatılmamasıyla sonuçlanan bu durumun sistemin normalleşmesine, demokratikleşmesine katkıya dönüşmesi yine AKP'nin elinde. "Çünkü AKP bunu istemezse, parlamentodaki sayısal üstünlüğüyle bir şey değişmeyebilir."
Ama bu olasılık, yani AKP'nin kendini dönüştürmemesi, siyasal ortamın kapatma davası öncesine dönmesi anlamına geliyor Tosun'a göre. Yani "Sürekli olarak politik tökezleme, siyasi aktörlerin birbirleriyle didişmesi. AKP'nin bütün diğer aktörlere karşı sadece görünürde bir demokratlık sergilemesi. Ama özde iktisadi alanda tamamen kendi yandaşlarına bu sistemin kaynaklarını aktarmayı sürdürmesi."
Tosun "Ümit edelim ki, Erdoğan'ın 22 Temmuz seçimleri sonrasındaki 'balkon söylemi', yani 'toplumsal uzlaşı' sözleri bir retoriğin ötesine geçsin. Burada soru, AKP kendi içindeki uzlaşamaz/uzlaşmaz AKP'lilere rağmen siyasetini 'bir arada tutunma' projesine dönüştürebilecek mi? CHP'ye de, diğer siyasi aktörlere de tahammül olgunluğunu gösterebilecek mi? Bu çok önemli."
Tosun AKP'nin yalnızca siyaseten değil, iktisaden de bir uzlaşma sorunuyla karşı karşıya olduğunu düşünüyor.
"Sermaye grupları açısından bakıldığında, AKP'ye karşı bu tepki yalnızca 'laikçi hassasiyet' üzerinden değil, AKP sürekli kendi varsılını yeniden ürettiği için oluştu.
"AKP'nin bu tepkileri yumuşatabilmek için demokratikleşme, AB standartlarına yaklaşma adımları atması, iktisadi anlamda da rant dağıtma ağını tasfiye edip rehabilite etmesi gerekiyor. Pastayı paylaşmaya aracılık eden sermaye gruplarıyla uzlaşması gerekiyor. Yıllardır demokratikleşme sözünü dilinden düşürmeyen TÜSİAD ve çevresi bu dava sürecinde pozisyon alamadı. AKP'den kendileri de rahatsız durumdalar."
Tosun'un öngörüsü AKP'nin yüzde 40'lardaki tabanını korumak ve devlet katında meşruluğuna zarar gelmemesi için "miş gibi" yapması. "Diğer yandan kendi kültürel gruplarını varsıllaştırmaya devam edecek."
"AKP sosyal politikaları dert edinmiyor. Fukara politikaları üzerinden sosyalleştirme politikası güdüyor. Yeniden dağıtım şebekesini hayata geçirirse, buradaki adalet anlayışının özünde emek yanlı bir bakış yok. Varolan düzeni sorgulayacak bir dağıtım, bölüşüm politikası inşa edemiyor. Böyle bir derdi de yok zaten."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in mahkeme kararını "Laiklerin zaferidir" diye yorumlamasını anımsatan Tosun "İçi boş, doldurulamamış bir söz" diyor.
"CHP bundan sonraki süreçte AKP'ye karşı zafer kazanabilmek için, 'beşikten mezara kadar sosyal demokrat politikalar' deyip bunu yerel seçim sürecinde siyasi partinin manifestosu olarak nasıl armağan edebiliriz diye düşünmeli.
"Çünkü Mahkeme bir oy farkla olsa dahi AKP'yi kapatmadı. Parlamento içindeki ve dışındaki gruplar AKP'yle yaşamaya alışmak zorunda. Bu nedenle mücadelelerini somut politikalar üzerinden gerçekleştirmek zorundalar. Laiklik gibi, aç ve açıkta kalan insanlar için sandık başında birincil önem taşımayan konular üzerinden politika yapmamalılar." (TK/EZÖ)
|
Home Page |
Documents | About Us |
Links
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English
This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX. |